Yeşil Soğan ve Sabır

Rumuz: Ay ışığı çiçeği

Yeşil Soğan ve Sabır

Çorba...

Dingin ve duru yüzeyi ile,

fevkalade olasılıklara kapı açacak bir doğumu simgelercesine,

getirildi firuze renkli örtülerle bezenmiş yaşam sofrasına.

Henüz karmaşık olmayan ruhu 

ve erdem soslarıyla lezzetlenecek özüyle.

 

Gümüş antika takımlar gün ışığının şefkatli huzmeleriyle aydınlanırken,

pembe kasımpatı çiçekleri inci renkli filbahrilerle hoş bir muhabbet içindeydi.

 

Nar...

Bir lâl taşı kadar parlaktı;

yakut kırmızısı tacıyla.

Çocuksu bir neşe katıyordu,

meyve tabağının kıvrımlarına.

İçindeki yüzlerce düş tomurcuğu,

gün gelecek çiçek açacaktı;

serpilerek gökyüzünün berraklığına doğru.

Kökleri kırgın, pembe bir çiçeğin renk değiştirmesi gibidir,

insanın kaçınılmaz değişimi.

Sürekli atan bir kalbin ısrarı gibidir,

sonsuzluğa uzanan bilgeliği.

 

Yaşam krallığının göz alıcı arması,

gök mavisi peçetelerin üzerine işlenmişti.

Sapsarı limon kabuğundan eteğiyle gururla kabarmış bir kek,

zarif bir kraliçenin edasıyla, pırıltılar saçarak etrafına

selamlıyordu güneşi.

 

Derken aydınlık karanlığı davet etti;

 ve tüm cisimler biçimlerini kaybettiler aniden gelen geceyle.

Açıklamak mümkün müydü bunu topu topu iki heceyle?

Ö-lüm...

 

Belirmişti ufukta ölüm mumu,

sonuydu yaşam serüveninin.

Damlıyordu bulutların üzerine eriyen balmumu,

başlangıcıydı yeni bir yaşam ziyafetinin.

 

Öyle bir sondu ki;

bir yıldızın ölümü gibi gururlu ve parlak,

hoş bir müziğin tınıları kadar asil,

yeşil çay kokusu gibi ferah ve ak.

 

Yeni bir gün doğacaktı yine de,

çağlalar olgunlaşacak,

yeşil soğanlar gelinliklerini giyecekti.

Çünkü doğa sabrın meyvelerini insanlığa bahşetmiştir.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar